BÖBREK YETMEZLİGİ NEFROPATİ TEDAVİSİ

BÖBREK HASTALİGİ KREATİN ÜRE TEDAVİSİ
Böbrek Hastalıgı Tedavisi Mümkün Olan bir Hastalıktır Evet Böbrek Hastalıgı Kreatin Ve Ürede Verilen Aylık Destekleyici Tedavi İle  Düşüşler Oluyo Bu Destekleyici Tedavimiz İle Hasta Diyalizden Dahi Kurtulma İmkanı Olabiliyo Böbrek Hastalarında Olusan Kusma Bulantı Halsizlik Dengesizlik 10 Gün İçinde Tamamen Geciyor. NOT : TEDAVİMİZ TIBBİ TEDAVİNİN YANINDA DESTEKLEYİCİ TEDAVİDİR

BÖBREK YETMEZLİGİ TEDAVİSİ

Böbrek    Genel Bilgiler
   Böbrek karnın arka bölgesinde bulunan 100-150 gram ağırlığında bir organdır. Normal kişilerde sağ ve solda olmak üzere iki adet böbrek bulunur. Toplumda yaklaşık 1000 kişinin bir tanesinde tek böbrek vardır. Tek böbrekli olmanın önemli bir sakıncası yoktur.

   Böbreklerin işlevi

   Böbreğin başlıca işlevleri vücut su, tuz, kalsiyum dengesinin sağlanması, idrar aracılığı ile zararlı maddelerin ve ilaçların vücuttan atılması ve hormon, şeker metabolizmasına olan katkılarıdır. Böbrek yetmezliğinde böbreğin bu işlevlerinde bozulma olur. Böbrek yetmezliği ani (akut) veya sinsi (kronik) seyirli olmak üzere iki şekilde gelişebilir.

   Akut böbrek yetmezliğinin nedenleri
   Çok sayıda neden vardır;
   1. Ağır kanama, kusma, ishal, yanık sonucu kan basıncında düşme
   2. Gebelik: Kanamalar, gebelik zehirlenmesi, sağlıksız koşullarda yapılan  düşükler
   3. Kalp yetmezliği
   4. Böbrek hastalıkları: Nefrit, böbrek damarının tıkanması
   5. İdrar yollarında tıkanıklık: Kanser, prostat büyümesi, taşa bağlı tıkanma
   6. Ameliyatlardan, özellikle büyük ameliyatlardan sonra
   7. İlaçlar: İlaçlara bağlı akut böbrek yetmezliği sık karşılaşılan bir sorundur,   bu nedenle ilaçlar kesinlikle doktor denetiminde kullanılmalıdır.
   8. Depreme bağlı kas zedelenmeleri

   Kronik böbrek yetmezliğinin nedenleri
   Türk Nefroloji Derneğinin verilerine göre;
   1. Nefrit: Böbrek iltihabıdır.
   2. Şeker hastalığı
   3. Hipertansiyon
   4. Taş, tıkanma, tümör gibi idrar yolu hastalıkları
   5. Böbrek kistleri
   6. Diğer nedenler

   Belirti ve bulgular
   Gece idrara kalkma, halsizlik, nefes darlığı, çarpıntı, idrar miktarında azalma, hipertansiyon, el, ayaklar ve göz etrafında şişmedir. Böbrek yetmezliğinin erken dönemlerinde belirtiler çok silik olabilir, tek belirti sık gece idrara kalkma olabilir. Gece idrara kalkma akşam çok sıvı (çay, su, karpuz…) alanlarda veya prostat hastalığı olanlarda da görülebilir. Gece idrara kalkan bir hastada başka bir neden yoksa bunun nedeni böbrek yetmezliği olabilir. Bu nedenle sık sık gece idrara kalkanların mutlaka böbrek yetmezliği yönünden araştırılmaları gereklidir. Bu amaçla kan ve idrar incelemeleri yapılmalıdır.

   Tanı
   Böbrek yetmezliğinin tanısı kanda üre veya kreatinin isimli maddelerin ölçülmesi ile mümkündür. İdrar incelemesi, radyolojik yöntemler, kanın biyokimyasal incelemesi ve diğer laboratuvar incelemeleri böbrek yetmezliğinin nedenini anlamaya yöneliktir.

   Tedavi
   Akut ve kronik böbrek yetmezliklerinde tedavi farklıdır. Böbrek yetmezliği tedavisi hastanın özelliğine ve böbrek yetmezliğine yol açan hastalığa göre değişir. Tedavi kesinlikle bir doktor denetiminde olmalıdır. Tedavide en önemli nokta eğer var ise kan basıncı düşüklüğü veya yüksekliğinin kontrol altına alınmasıdır. Beslenme, sıvı ve tuz dengesinin sağlanması ve ilaçlar diğer tedavi yöntemleridir.
   Akut böbrek yetmezliği olan hastaların böbrekleri iyi ve yeterli tedavi ile genellikle düzelir. Böbrek yetmezliği ilerler ve kalıcı hale gelirse başka tedavi yöntemleri gerekir:

Akut böbrek yetmezliğinin nedenleri
Çok sayıda neden vardır;
1. Ağır kanama, kusma, ishal, yanık sonucu kan basıncında düşme
2. Gebelik: Kanamalar, gebelik zehirlenmesi, sağlıksız koşullarda yapılan düşükler
3. Kalp yetmezliği
4. Böbrek hastalıkları: Nefrit, böbrek damarının tıkanması
5. İdrar yollarında tıkanıklık: Kanser, prostat büyümesi, taşa bağlı tıkanma
6. Ameliyatlardan, özellikle büyük ameliyatlardan sonra
7. İlaçlar: İlaçlara bağlı akut böbrek yetmezliği sık karşılaşılan bir sorundur, bu nedenle ilaçlar kesinlikle doktor denetiminde kullanılmalıdır.
8. Depreme bağlı kas zedelenmeleri

Kronik böbrek yetmezliğinin nedenleri
Türk Nefroloji Derneğinin verilerine göre;
1. Nefrit: Böbrek iltihabıdır.
2. Şeker Hastalığı
3. Hipertansiyon
4. Taş, tıkanma, tümör gibi idrar yolu hastalıkları
5. Böbrek kistleri
6. Diğer nedenler

Belirti ve bulgular
Gece idrara kalkma, halsizlik, nefes darlığı, çarpıntı, idrar miktarında azalma, hipertansiyon, el, ayaklar ve göz etrafında şişmedir. Böbrek yetmezliğinin erken dönemlerinde belirtiler çok silik olabilir, tek belirti sık gece idrara kalkma olabilir. Gece idrara kalkma akşam çok sıvı (çay, su, karpuz…) alanlarda veya prostat hastalığı olanlarda da görülebilir. Gece idrara kalkan bir hastada başka bir neden yoksa bunun nedeni böbrek yetmezliği olabilir. Bu nedenle sık sık gece idrara kalkanların mutlaka böbrek yetmezliği yönünden araştırılmaları gereklidir. Bu amaçla kan ve idrar incelemeleri yapılmalıdır.

Tanı
Böbrek yetmezliğinin tanısı kanda üre veya kreatinin isimli maddelerin ölçülmesi ile mümkündür. İdrar incelemesi, radyolojik yöntemler, kanın
Böbrek yetmezliği, böbreklerin görevlerini tam olarak yerine getirememesi sonucu gelişir. Bunun en açık göstergesi hastanın kanında üre ve kreatinin gibi bazı zararlı maddelerin artmasıdır. Böbrek yetmezliği karşımıza iki şekilde çıkabilir:

Aniden başlayabilir (Akut böbrek yetmezliği): Saatler veya günler içinde çok hızlı ortaya çıkar. Böbrekte oluşan hasar genellikle eski haline döner. Diyaliz , yalnızca böbreklerin çalışmadığı zamanlarda gerekli olabilir.
Yıllar içerisinde sessizce gelişebilir (Kronik böbrek yetmezliği): Böbrekleri yavaş yavaş bozan ilerleyici bir hastalıktır. Bu durum yıllar boyu sürebilir. Hastalık çok ilerleyene kadar belirtileri görülmeyebilir.
Her iki durumda da böbrekler zararlı maddeleri dışarı atamadıkları için artık maddeler kanda birikerek birçok doku, organ ve sistemi etkilerler.

Kronik Böbrek Yetmezliğinin Bazı Nedenleri
Böbreğin süzme görevi yapan bölümlerinde iltihap ve harabiyet
Böbreğin bazı bölümlerinin iltihabı
Böbreklere giden bazı damarların hasarı sonucu kan akımının azalması
Şeker hastalığı
Yüksek tansiyon
Böbrek kistleri
Böbrek Hastalıklarının Belirtileri
Bulantı-kusma
Halsizlik
İştahsızlık
İnatçı kaşıntılar
Çok su içme
Günlük idrar miktarında azalma veya aşırı miktarda idrar yapma
Cildin sarımsı-kahverengi renk alması
Çabuk yorulma
Çarpıntı
Nefes darlığı
İşitme güçlüğü
Ani ve sürekli kan basıncı (tansiyon) yükselmeleri
Göz kapaklarında ve ayaklarda daha belirgin olmak üzere tüm vücutta su birikmesi (ödem)
Sık idrara çıkma
Ağrılı idrar yapma
Kanlı idrar
Bulanık idrar
Gece birden fazla idrara kalkma
Kişilik değişiklikleri ile başlayan saldırganlık
Bilinç bulanıklığı ve komaya kadar uzanan uyanıklık ve davranış değişiklikleri
Havale (nöbet) geçirme
Özellikle çocuklarda gece idrar kaçırmaları ve gelişme gerilikleri

Not : Bu belirtiler başka birçok hastalıkta da görülebileceğinden hangi hastalıktan kaynaklandığının hekim tarafından belirlenmesi gerekir.

Böbrek Yetmezliğinin Tedavisi
Böbrek yetersizliği çok ilerlerse son dönem böbrek yetersizliği ortaya çıkar. Böbrekler kanı temizleme görevini hiçbir şekilde yapamaz. Kandaki zararlı atıkların düzeyi yükselir. Ayrıca, kan tuzları normal sınırların dışına çıkar. Bunlardan en önemlisi potasyumdur. Kan potasyumu normalin çok üzerine çıkarsa hayati tehlike belirir. Bu aşamaya gelen hastaların böbreklerine başka tedavi yöntemleri ile yardım etmek gerekir.

Kronik böbrek yetersizliği önceden çok sık olarak ölüme yol açmaktaydı. Ancak , günümüzde çok etkin bir şekilde tedavi edilmektedir. Bu nedenle, son dönem böbrek yetmezliğinden korkmamak ama bu hastalığa karşı bilinçli olmak gerekir. Son dönem böbrek yetersizliği ortaya çıktığında sadece ilaç kullanarak hastayı tedavi etmek mümkün olmaz. Burada böbreğin görevlerini üstlenecek başka tedavi yöntemleri gereklidir. Bu yöntemler başlıca 2 tanedir :

Diyaliz
Böbrek nakli
Diyaliz iki şekilde uygulanabilir :

Hemodiyaliz (makine diyalizi)
Periton diyalizi (karın diyalizi)
Böbrek nakli, hastaya başka bir kişiden alınan yeni bir böbreği takarak vücuttaki zararlı artıkları temizlemektir. Böbrek nakli de iki ayrı tür vericiden yapılabilir :
Hemodiyaliz
Bir makine aracılığı ile hastanın kanının özel bir filtreden süzdürüldüğü ve içindeki zararlı maddelerin temizlendiği ve temizlenen kanın hastaya geri verildiği bir tedavi şeklidir. Bu amaca uygun olarak süzgeç görevi yapacak yapay özel filtreler üretilmiştir. Bu filtrelerin diyaliz makinelerine takılması, kanın bir pompa ile hastadan çekilerek bu zardan süzdürülmesi ile hemodiyaliz gerçekleştirilir. Bu süzme işlemi sırasında filtrenin bir ucundan hastanın kanı girer. Bu kandaki üre, kreatinin gibi zararlı maddeler, potasyum adı verilen ve fazlası vücuda zararlı olan bir tuz ile diğer zararlı maddeler dışarı alınır. Filtrenin diğer ucundan temizlenmiş olarak çıkan kan ise vücuda geri döndürülür. Hemodiyaliz sırasında vücutta fazladan birikmiş suyun çekilmesi ile tansiyon yüksekliği de daha kolay kontrol edilir.

Periton (Karın) Diyalizi
Kanı zararlı artıklardan temizlemek için her zaman yapay filtreler gerekmez. Bu amaçla insanın kendi karın zarı da filtre yerine kullanılabilir. İnsanın kendi karın zarı olan peritonun kullanıldığı diyaliz şekline periton diyalizi (karın diyalizi) adı verilir.

Böbrek Hastalarında Beslenme
Proteinler:
Büyüme ve gelişmenin sağlanması dokuların onarımı ve vücut savunması için en önemli olan besin türüdür. En önemli protein kaynakları yumurta, süt, peynir, diğer hayvansal gıdalar ve kuru baklagillerdir. Proteinler vücutta değişik görevler için kullanıldıktan sonra yıkılır ve bunun sonucu protein yıkım ürünü olan üre,ürik asit, kreatinin gibi vücut için zararlı maddeler açığa çıkar ve sağlıklı kişilerde böbrek tarafından idrarla dışarı atılır. Böbrek yetersizliğinde söz konusu maddeler dışarı atılamaz ve buna bağlı hastalık belirtileri (halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, ağızda kötü koku) ortaya çıkar.

Böbrek yetmezliği hastalarında protein alınımın kısıtlanması ile bu zehirli maddelerin üretimi de azaltılmış olur. Bu amaçla kilogram başına 0.5-0.6 gr/gün (genellikle 40 gr) hayvansal kaynaklı protein içeren diyet önerilmektedir. Sağlıklı bir erişkinin günde alması gerekli protein miktarı yaklaşık kg. başına 1 gramdır (örneğin 70 kg olan bir kişi için 70 gr). Bazı hastalar kan üre değerlerini iyice düşürebilme amacı ile diyetlerinde proteini tamamen keserler. Bu yanlıştır çünkü vücudun proteine mutlaka ihtiyacı vardır.

Karbonhidratlar:
Tüketilen enerjinin %55 ile %70′i üremik hastalarda karbonhidratlardan karşılanır. Türk mutfağında bu tür yiyecekler (ekmek, makarna, yufka, pasta, börek, pilav vb.) genellikle çok tüketildiği için gerekli kalori rahatlıkla sağlanır. Karbonhidratların ve yağların yakılması ile üre ve vb. zararlı maddeler meydana gelmez.Karbonhidratların kısıtlanması şeker hastalğı olan hastalarda önerilir.

Yağlar:
Yoğun şekilde enerji sağlayan maddelerdir. Günlük kullanımda yağ dediğimiz zaman tereyağı, margarin, bitkisel yağlar ve çeşitli etlerde bulunan yağlar anlaşılır. Yağ alınmasının temel amacı vücuda enerji sağlamaktır. Alınan kalorinin %20-40′ı yağlardan sağlanır. Ayrıca A, D, E ve K vitaminleri gibi yağda eriyen vitaminler de bu besinler ile birlikte emilir. Yağların kendi içinde alt grupları vardır. Kolesterol çok önemli görevleri olan bir yağ türüdür. Bir bölümü karaciğerde yapılır, kalan bölümü ise besinlerle alınır.Kanda belirli miktarı aşınca (200 mg/dL ve üzeri) damar sertliğine (ateroskleroz) ve buna bağlı olarak da kalp krizi ve inmelere neden olabilir. Böbrek yetmezliği olan hastalarda ise hastalığın daha da hızlı ilerlemesine neden olabilir. Bu nedenle bu hastaların diyetlerindeki kolestorol miktarı kısıtlanmalıdır. Bu hastalara özellikle zeytin, mısır, ayçiçek gibi bitkisel sıvı yağlar kullanmaları öneerilir çünkü kolestorol sadece hayvansal kaynaklı besinlerde bulunur

Su:
Böbrek yetersizliği cok fazla ilerleyinceye kadar genellikle hastalar içtikleri su ile orantılı miktarda idrar çıkarırlar. Böbrek yetersizliği henüz başladığı erken dönemlerde kanda üre ve diğer zararlı maddelerin çok yükselmemesi için alınacak en iyi önlem fazla miktarda su içmektir. Ancak böbrek yetmezliğinin son dönemlerinde idrar miktarı iyice azalır ve su içmekle idrar miktarı artmaz. Fazla suyun vücutta kalması tansiyon yüksekliği, kalp yetmezliği ve nefes darlığına yol açar. Bu nedenle bir gün önce çıkarılan idrar miktarına 500 ml (3 su bardağı) kadar su eklenirse alınması gerekli su miktarı bulunur. Bu dönemde hastanın her gün tartılması şarttır.Alınan günlük su miktarı hesaplanırken içilen çay, ayran, çorba vb. eklenmesi de unutulmamalıdır.

Tuz:
Böbrek yetersizliğinde vücuda alınan tuzun atılması azalır ve vücutta birikir. Fazla miktarda tuz tansiyonu yükseltir ve vücutta su birikmesine ve kalp yetmezliğine yol açar. Günlük tuz alımı 2-3 g. olmalıdır. Diyet tuzları böbrek hastalarında çok tehlikeli olabilir.

Potasyum:
Tuza benzeyen kan ve dokularda bulunan bir maddedir. Kasların ve kalbin kasılmasında çok önemli rol oynar. Böbrek yetersizliğinde potasyum vücuttan uzaklaştırılamaz ve bunun sonucunda kan potasyumunda yükselme ortaya çıkar. Bu çok tehlikeli bir durumdur ve ani kalp durmasına neden olabilir. Potasyum en çok kurutulmuş meyve ve sebzeler (üzüm, incir, bamya), taze meyve (muz, üzüm, erik vb.) ve tüm sebzelerde bulunur. Bu yüzden yemeklerde kullanılan tüm sebzelerin önce haşlanması ve bu suyun atılması önerilmektedir. Böbrek hastalarına her zaman potasyumdan kısıtlı diyet önerilmektedir.

Kalsiyum ve fosfor:
Kalsiyum ve fosfor dengesi de böbrek yetmezliğinde bozulmuştur ve buna bağlı olarak da kemiklerde zayıflık ortaya çıkmaktadır. Kan fosfor düzeylerinde yükselme ve kalsiyum düzeylerinde azalma görülmektedir. Yalnız diyet önerileri ile bunları dengede tutmak mümkün olmamaktadır çünkü kalsiyumdan zengin gıdalarda fosfor miktarı da fazladır. Bu nedenle mutlaka doktor tarafından önerilen fosfor bağlayıcı ve kalsiyumu yükselten ilaçların kullanılması gerekmektedir. Fosfor ve kalsiyum bakımından zengin besinler tüm süt ürünleri ve balıklardır.
Böbrek yetmezliği ikiye ayrılır.

- Akut böbrek yetmezliği

- Kronik böbrek yetmezliği

Akut Böbrek Yetmezliği

Böbrek fonksiyonlarının ani kaybıdır. Erişkin bir insanda günlük idrar miktarının aniden 400 ml?nin altına düşmesi ve kan üre düzeyinin devamlı olarak yükselmesidir. Metabolitlerin vücuttan atılabilmesi için günlük idrar miktarının en az 400 ml olması gerekir.

Akut Böbrek Yetmezliğinin Etyolojisi

1. Prenenal Nedenler: Böbreğin kanlanması engellenmiştir. Böbreklere yeterince kan gelmeyince GFR(Glomeruler filtrasyon hızı) düşer. GFR(Glomeruler filtrasyon hızı)?nı düşüren nedenler arasında;

- Hipovolemiye neden olan kusma

- Kanama

- Fazla diüretik kullanımı

- Geniş yanıklar

- Tuz kaybına neden olan renal boşluklar

- Gukozüri

- Vazodilatasyona neden olan ilaçlar

- Peritonit, akut pankreatit

- Kardiovasküler yetersizlik (ağır kalp yetmezliğini takip eden)
- Hipotansiyon, Gram (-) sepsisler (Doğumlar, düşükler)

- Kanın pompalama gücünün yetersiz olması nedeniyle volüm artışı

- Ciddi nefrotik sendrom gibi durumlar sıvının yer değiştirmesine neden olur ve GFR(Glomeruler filtrasyon hızı) azalır.

2. Renal nedenler: Nefrotoksik maddeler (cıva, aresenik, kurşun) böbrek hastalıkları nedeniyle böbrek dokusunun harabiyetidir. Sorun; akut tübüler nekroz ya da aşağı nefron nekrozudur.

- Glomerulonefrit

- Travma

- Arteroskleroz

- Küçük ve büyük damarların iltihaplanması

- Skleroderma

- Tümör ve böbrek damarlarının uzun süren spazmı

- Nefrotoksinler, ağır metaller (cıva, kadmiyum), CCl4, etilen glikol, propilenglikol, antibiyotikler, anestezikler, radyografiye bağlı (anjiyografi, I-V ürografi)

- Pigmentler obstruksiyonu sonucu; hemoliz, ağır travmalar, crush sendromu, rabdomyolizis

- Cerrahi girişimler ve jinekolojik obstetrik hastalıklarla ilgili olarak: Büyük ameliyatlardan özellikle yaşlılarda büyük karın ameliyatlarından sonra klinik olarak şok görülmese de aort cerrahisi, kalp kapak ameliyatları, plecenta previa ve septik abortustan sonra

- Ağır ve geri dönmeyen prenenal faktörlerden herhangi birinin renal parankimal bozukluğun gelişmesine neden olması

- İnterstiyal nefritler; ilaçlar, infeksiyon, hiperkalsemi, myelom

- Renal vasküler hastalıklar: Malıgn hiperetansiyon, renal arter trombozu ve emboli, renal ven trombozu

3. Post renal nedenler:

- Üretral obstrüksiyon. Prostat hipertrofisi,, üretra ağzını tıkayan mesane tümörü, mesane boynu darlığı

- Üretral obstrüksiyon: Bilateral böbrek ve üreter taşları, ameliyat sırasında üreterlerin kesilme yada bağlanması retroperitoneal fibrozis

- Tubuluslardan meatusa kadar olan sistemin herhangi bir yerinin tıkanması: Tümörün yayılması, pıhtı, taş, üreterlerin yanlışlıkla bağlanması

Akut böbrek yetmezliğinin belirti ve bulguları

ABY (Akut Böbrek Yetmezliği) seyrinde iki evre görülür:

1. Oligüri evresi: Çeşitli nedenlerle nefronlar harap olduğundan idrar miktarı 400 ml?den az olup bu miktar 100 ml?ye kadar azalabildiği gibi bazen hiç idrar yapamayabilir (Anüri). Bu evrede idrar miktarının birden azalmasına bağlı olarak üreyle beraber pek çok madde kandan süzülemedikleri için birikirler. Kanda Potasyum, sülfat, kreatin, fosfor,NPN (non protenize azot, BUN) artar. Klor, kalsiyum, karbondioksit azalır. Hastalarda proteinüri, hematüri, halsizlik, bulantı, kusma, hipertansiyon oluşur. Bu evre 1-2 günden birkaç haftaya kadar sürebilir.

2. Diürez evresi: Bu evrede nefronlardaki bozukluklar düzelmiş ve hasta bol miktarda idrar çıkarmaya başlamıştır. Hasta günde 1-2 litre bazen 3-4 litre idrar çıkarır. İdrar miktarı arttıkça kanda biriken potasyum, fosfor, kreatinin, sülfat, NPN (Non proteinize azot , BUN ) gibi maddeler dışarı atılır ve kan biyokimyası normale döner.
Tedavi:

Tedavide amaç; ABY?ne neden olan faktörü ortadan kaldırmaktır. Sıvı elektrolit kaybı süratle düzeltilmelidir. Diürezle birlikte ağırlık takibi yapılmalıdır. ABY olan bir hasta günde 0,2-0,3 kg kaybedebilir. Bundan fazlası volüm eksikliği ya da hiperkatabolizma göstergesidir. Daha az kilo kaybı ise su ve tuz fazlalığın belirtmesidir. Hastada extrarenal kayıplar (kusma, fistül, dıare) yoksa 24 saatte toplam günlük diürezden 400 ml fazla sıvı verebilir. Potasyum fazlalığı 6 mEq/lt?nin altındaysa hasta K+?lu yiyeceklerden sakınarak yakın takibe alınır. 6,5 mEq / lt?den fazlaysa iyon değiştirici reçineler önerilir. Kayaxalate 20-50 gr yada sorbital 100 ml sıvı ile ağız yolu ile verilebilir. Amaç konstipasyondan korunmaktır. %10?luk Ca glukonat veya % 20 glukoz kristalize 20-30 ünite insülin ile birlikte verilerek K+ hücre içine sokulabilir.

Oligüri evresinde idrar akışı olmadığı için çıkardığı sıvıdan fazlası verilmemelidir. Aksi takdirde volum fazlalığı ile birlikte akciğer ödemi gelişir. Hastaya verilecek sıvı miktarının hesaplanması 1 gün önce çıkardığı idrar miktarı + fizyolojik kayıp şeklinde hesaplanarak verilecek sıvı miktarı (zorunlu 400-500 ml) bulunur.

ABY?li hastaya K+, tuz, Na+, kısıtlı diyet uygulanır. Protein; NPN (Non proteinize azot , BUN ) miktarını artırarak üremiye neden olur. Na+; suyu tutarak ödem ve kalp yetmezliği neden olur. K+?yı artıran muz, portakal, patatesten kaçınılır. K+ artışı ventrikuler fibrasyon oluşturur.

Diurez evresinde hasat bol idrar çıkardığından sıvı kısıtlanmaz, aksine bol sıvı verilir. Biyolojik değeri fazla olan et, süt gibi besinlerden 25-30 hatta 60 gr verilir.

ABY?de diyaliz endikasyonu; aşırı sıvı yüklenen ve akciğer ödemi gelişen hastalarda, serum K+?u normale indirilemiyor ve üre, kreatinin, nefrotoksik maddelerin uzaklaştırılması gerektiğinde uygulanır.

Kronik Böbrek Yetmezliği

Kronik böbrek yetmezliği; uzun süren, ilerleyici, böbrek fonksiyonlarının irreversible olarak bozulmasıyla üremi tablosunun ortaya çıktığı böbrek hastalığıdır.

Üremi: Kanda ürenin normal değerinin üzerinde olması nedeniyle ortaya çıkan semptomlar grubudur. Sinsi başlar ve yıllarca sürerek nefron harabiyetine neden olur.

Kronik böbrek yetmezliği nedenleri:

1. Primer glorumeruler hastalıklar: Çeşitli glomerulonefritler (primer)

2. Kronik interstisyel nefrit (pyeloretrit, idiyopatik interstisyel nefrit)

3. Renal vasküler hastalıklar: Doğumsal yada edinsel bilateral iskemik böbrek hastalığı, hipertansiyona bağlı arterioler skleroz, malign hipertansiyon ile ilgili malign nefroskleroz, fabry hastalığı, sicklecell hastalığı

4. Böbreği ilgilendiren sistemik hastalıklar: SLE, PAN, skleroderma

5. Böbreği ilgilendiren metabolik hastalıklarM, amiloidoz, hiperkalsemi (hiperparatroidi, sarkoidoz, D vitaminozu, süt-alkali sendromu) hiperoksalüri.

6. Her iki böbreğin doğumsal anomalileri: Polikistik böbrek, hipoplastik böbrek, böbreklerin multipl kistik hastalığı

7. Nefrotoksinler: Fenasetin, aspirinin aşırı kronik kullanımı, altın, kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller

8. Tubular hastalıklar: Aminoasidüri, renal tubuler asidoz, kronik K+ eksikliği, myelom ve hiperglobulinemi yaparak tubulusları tıkayan hastalıklar

9. Kronik obstruktif üropati: Renal pelvis ve üreterlerin tümör, striktür ile tıkanması veya retroperitoneal fibroz, pelviüreter veya üreterovezikal obstruksiyon, prostat hipertrofisi, mesane boynu veya üretra darlığı

Kronik böbrek yetmezliği belirti ve bulguları:

1. Oluşan asidoz nedeniyle kusmual solunum vardır.

2. Metabolik asidozun MSS?ne etkisi nedeniyle irritabilite, kompulsiyon, konvülsiyon psişik değişiklikler görülür.

3. Yüksek tansiyon

4. Anemi nedeniyle halsizlik

5. Kansızlık (üre kemik iliğini baskıladığı için kanın şekilli elemanları bozuktur yada yetersizdir). Böbrek prankiminde eritropoetin salımı azalır.

6. Ciltte üre kristalleri birikmesi nedeniyle kaşıntı vardır. Yüksek ürenin nervus frenicusu uyarması nedeniyle sık sık inatçı öksürük, hıçkırık nöbetleri oluşur.
4. Demir Preparatları

Diyaliz tedavisinde demir kaybı olur, böbrek yetmezliğinde eritropoetin üretilememesi anemiye neden olur.

Ferrum Forte

Ferrosonal Duodenale

Venofer (IV)

Eritropoetin preparatları

Eprex ampul 2000-4000 ü

Recormon ampul 2000-5000 ü

Haftada 200-4000 ünite uygulanır.

5. Antihipertansifler

Diüretiklerle kontrol edilemeyen küçük tansiyon basıncının kontrolü için kullanılır. Halsizlik, baş dönmesi durumlarında yeniden doz ayarlanır.

Yan etkileri:

Hydralazine: Nabız sayısını artırır. Nabız 120?nin üzerindeyse ilaç alınmaz.

Atenolol (propranolal), Dideral, Visken vs. nabzı azaltır. Nabız 60?ın altındaysa ilaç alınmaz.

Prazosin (minipres 1 mg-3 mg) ilk doz düşük tansiyona neden olabilir. Bu nedenle ilk doz gece alınır. Günlük 1 mg ile 30 mg arasında değişir.

Metildopa (Alfamet): Günde 3-4 kez 750-3000 mg alınır. 6 aydan fazla kullanımı KC hasarı yapabilir. Ağız kuruluğu oluşturur.

6. ACE İnhibitörleri (Enapril, Renitec)

Kalsiyum Kanal blokerleri (Kardilat, Nidilat, Norvasc) böbrek yetmezliği olan hastada ödem yapabilir.
Diyaliz

A. Hemodiyaliz

Diyaliz; Hastanın genel durumunu düzeltmek, su, elektrolit dengesini ve vücutta biriken toksinlerin atımını sağlamak, hastanın yaşama devam etmesini ve transplantasyona hazırlanmasını sağlamak için gereklidir.

Diyaliz yarı geçirgen bir zar aracılığı ile kanda yüksek yoğunlukta bulunan bazı zararlı maddelerin yayılma yoluyla diyaliz sıvısına geçmesi prensibine dayanır. Vücuttaki fazla sıvıyı çekmek içinde, zarın su tarafına bir emme basıncı uygulanır (HABERAL, 1997).

B. Bikarbonat ve Bikart Diyalizi

Bikarbonat ve bikart diyaliz yöntemlerinden özellikle aşağıda belirtilen hasta grupları yararlanmaktadır.

- Yaşlı hastalar

- Acil durumdaki diyaliz hastaları

- Akciğer hastalığı olanlar

- Kalp damarlarında sertleşme olan hastalar

- Tansiyonu düşük olan hastalar

- KC fonksiyonu bozuk olan hastalar (HABERAL, 1997).

C. Hemofiltrasyon

Hemodiyaliz tedavisinin bir başka şeklidir. Böbrekteki süzmeyi (ultrafiltrasyonu) andıran bir sistemdir.

Özellikle aşağıda belirtilen hasta gruplarına uygulanmaktadır.

- Tansiyonu düşük olan hastalar
- Vücudun aşırı su bulunan ve hemodiyaliz tedavisinin ağır geldiği hastalar

- Yoğun bakımdaki hastalar

- Ağır kalp yetmezliği olan hastalar (HABERAL, 1997).

- D. Periton Diyaliz

Karın boşluğunu saran zar (periton) suni böbrek vazifesini görür. Karın duvarına takılan küçük bir tüp vasıtasıyla karın boşluğuna 1-2 litre diyaliz sıvısı aktarılır. Kan içindeki atık maddeler karın zarı vasıtasıyla diyaliz sıvısına geçer. Belli bir zaman geçtikten sonra bu sıvı dışarı çekilerek yerine temiz sıvı verilir. Periton diyalizinin bir şekli olan devamlı ayakta periton diyalizi devamlı bir tedavi yöntemidir. Buna göre karın boşluğu haftanın her günü ve en az günde dört defa değiştirilmek üzere diyaliz sıvısı ile doldurulur. Sıvı değişimi evde veya işyerinde yapabilir. Bu diyaliz yönteminden özellikle aşağıda belirtilen hasta grupları yararlanmaktadır. Periton diyalizi ile hemodiyaliz birbirine destek veren tedavi yöntemleridir (HABERAL, 1997).

- Çocuklar (0-16 yaş arası)

- Şeker hastaları

- Yaşlı hastalar

- Damar problemi olanlar

- Sosyal etkinliklerini kısıtlamak istemeyenler

- Rezerve böbreği olan hastalar
Böbrek Transplantasyonu

Kronik böbrek yetmezliğinin ideal tedavisi bugün için böbrek transplantasyonudur. Böbrek transplantasyonu, hasta kimseye canlı veya ölü birinin sağlıklı böbreğin cerrahi müdahale ile nakledilmesi demektir. Böbrek transplantasyonu ile ilgili kriter sürekli değişmektedir. Geçmişte transplantasyon yapılamayacağı kabul edilen bir çok hastalıkta bugün rahatlıkla transplantasyon yapılabilmektedir. Bugün, organ transplantasyonlarında temel amaç; organa ihtiyacı olan herkese transplantasyon yapmak için, bütün imkanları kullanarak ve mümkün olduğu kadar daha fazla hastaya daha sağlıklı yaşam sağlamaktır (HABERAL, 1997).
Kronik Böbrek Yetmezliğinde Demir Eksikliği ve Tedavisi

KBY?de önemi en önde gelen problemdir. KBY?de serum hemoglobin değeri 6-8 gr civarındadır. Bu değer bir çok hastanın aktivitesini kısıtlar. Yaşlı hatalarda kalp sorunlarını belirginleştirir. Aneminin esas nedeni eritrpoetin yapımındaki azalmadır. Eritropoetin böbreğin tübül hücrelerinden salınan bir hormon olup kemik iliğinden eritrosit yapımını arttırır normal kişide anemi geliştiğinde eritropoetin yapımı artar ve kemik iliğinde eritrosit sentezi artar. Anürik hastada şayet böbrek duruyorsa bir miktar eritropoetin yapılır. Ancak bilateral nefrektomi yapılan hastada plazma eritropoetini çok düşüktür. KC ve tükürük bezleri eritropoetin sentezlerinde yetersizdir. Bu nedenle çok gerekmedikçe nefrektomi yapılmaz. Diyalizde anemide amaç eksik eritropoetini yerine koymaktır. Bu da 50-150 kg dozunda subcutan veya IV uygulanır. Haftada 2-3 kez verilir ve 1-1,5 ay içinde hemoglobin miktarı normale dönmeye başlar. Normal şartlarda hemoglobin 10 gr olacak şekilde tedavi ayarlanmalıdır. Bazı durumlarda epileptik ataklar demir tedavisi sırasında gelişebilir. Bu durumda epdantoin ile birlikte tedaviye devam edilir. IV tedavi ile uzun süreli yüksek değerler elde edilebilir.

KBY?de aneminin diğer bir nedeni plazmadaki üremik toksinlerdir. Bu toksinler dolaşımdaki eritrositlerin yaşam süresini kısıtladıkları gibi sentezi de baskılarlar. Normal kişide 115 gün olan eritrosit ömrü KBY?de 73 gündür.

KBY?de sekonder hiperparatroidizm ile kemik iliğinde fibrozis artar. Bu fibrozis eritropoezi inhibe eder. Paratroidektomiyi takiben bazı hastalarda anemi bir miktar düzelmiştir.

KBY?de GİS?den demir emilimi azalmıştır. Bu hastaların diyetlerinde yeterince demir olmadığından ve PO bağlayan anti asitlerin Fe emilimine engel olmasından dolayı anemi görülebilmektedir. Fe içeren ilaçlar yemekten 1-2 saat sonra verilmelidir. Diyaliz hastalarında oral Fe++ alımı takriben GİS emilimi yeterli olmadığı için alerjik reaksiyonlara neden olsa da takiple beraber IV Fe++ preparatları verilmelidir. 1 ampul 500 ml Dextrozla beraber 4 saatlik infüzyonla yavaş yavaş verilir. KBY?si olan hastanın Fe++ durumunu takip etmek için en iyi metod plazma ferritin değerini ölçmektir. Normal kişilerde ferritin değeri 30-300 microgram/dl olmalıdır. KBY?de serum ferritini 100 mcg?ın altında ise IV yada oral Fe tedavisi mutlaka yapılmalıdır. Folik asit suda erir ve diyaliz hastalarında kaybedildiğinden günde 1 mg oral olarak alınmalıdır. aksi takdirde makrositik
kronik böbrek hastalıkları için diyet
Hazırlayan: Emine Polatateş
Diyet Uzmanı

Böbrek fonksiyonlarının bozulmasıyla metabolizmayı etkileyen önemli olaylar birbirini izler. Böbreklerden su, sodyum, potasyum, fosfor gibi maddeler ile üre, ürik asit, kreatin gibi protein atığı zehirli maddeler atılamaz, kanda birikir. Bu değişiklikler sebebiyle beslenmede bazı önlemler almak gerekir. Hastanın laboratuar bulgularına göre doktoru özel bir diyet önerir. Diyet uzmanının hazırlayacağı diyet ile protein, tuz potasyum, fostor ve su miktarları kontrol altına alınır.

Böbrek fonksiyonlarının bozulmasıyla metabolizmayı etkileyen önemli olaylar birbirini izler. Böbreklerden su, sodyum, potasyum, fosfor gibi maddeler ile üre, ürik asit, kreatin gibi protein atığı zehirli maddeler atılamaz, kanda birikir. Bu değişiklikler sebebiyle beslenmede bazı önlemler almak gerekir. Hastanın laboratuar bulgularına göre doktoru özel bir diyet önerir. Diyet uzmanının hazırlayacağı diyet ile protein, tuz potasyum, fostor ve su miktarları kontrol altına alınır.

Yiyeceklerde birden fazla besin öğeleri bulunur. Hastanın hangi besin öğesinin hangi yiyeceklerde bulunduğunu bilmesi, diyetini iyi kullanmasını sağlar. Diyet uzmanı bu konularda gerekli açıklamaları yapıp yol gösterir.

PROTEİN
Vücut hücrelerinin yapıtaşıdırlar. Vücudun büyümesi, gelişmesi yıpranan hücrelerin onarılması için gereklidir. Et, balık, tavuk, süt ve türevleri, yumurta kaliteli protein kaynaklarıdır. Proteinin fazla alınmasında; bulantı, kusma iştah azalması az alınmasında; yorgunluk, güçsüzlük, kilo kaybı olur.

POTASYUM
Böbrekler tarafından kontrol edilen bir madensel öğedir. Kandaki düzeyi 3,6-5,5 meq/L’dir Günlük gereksinimi 2 mg’dır. Vücudun asit-baz dengesi ve normal kalp atışı için önemlidir. Böbrek hastalarında potasyumun fazlası böbreklerden süzülemez, kanda potasyum seviyesi artar, kavun, koyu yeşil yapraklı sebzeler, bal kabağı, patates, domates, kuru fasulye, fındık ve sütte potasyum bulunur.

FOSFOR
Kalsiyum ile fosfor kemikleri ve dişlerin sertleşmesini sağlayan bir madensel öğedir. Kandaki düzeyi 2,5-4,2 mg’dır. Günlük gereksinimi 500-700 mg’dır Böbrek hastalarında fosforun fazlası vücuttan atılamaz. Kanda fosforun artması, kemiklerdeki kalsiyumun dışarı atılmasına sebep olur. Proteinden zengin gıdalarda fosfor bulunur. Balık, organ etleri, sosis, salam, sucuk, yumurta, süt ve türevleri , kuru baklagiller, kurutulmuş meyveler, tahıllar fosfor kaynaklarıdır.

SODYUM
Vücuttaki bir madensel öğedir, Kandaki sodyum düzeyi 134-144 meq/ L’dır. Günlük sodyum gereksinimi 2,5-7 gr’dır. Buda 7,5-18 gr sofra tuzudur. Böbrek normal çalışmadığı zaman sodyum vücutta kalır. Sodyumun fazlası vücutta sıvı birikimine sebep olur. Tuz içeren yiyecekler şunlardır: Sucuk, Pastırma, salam, sosis, kavurma etler, dil, dalak, yürek, işkembe, soslar, hazır çorbalar, hazır her türlü gıdalar, tuzlu bisküvi, kraker, tuzlu kuruyemişler, konserve yiyecekler, salamura yiyecekler, turşular, zeytin, salça, soğan, sarmısak tozu.

SIVI
Akıcı durumda olan içeceklerdir. Su, kahve, çay, süt jöle, dondurma, çorba, soslar, meyve suları sıvı yiyeceklere örnektir. Böbrek hastalarının sıvıyı dışarı atma sorunları vardır. İdrar kusma, ishal ve fazla terleme ile de vücuttan sıvı atılır. Böbrek hastaların alacağı sıvı miktarı günlük çıkarılan idrar oranına bağlıdır, Pratik olarak şu formülle hesaplanır.

Alıncak Sıvı Miktarı 24 Saat x 0,5 x Ağırlık x 1 gün önce çıkarılan idrar miktarı.

Vücutta sodyum ve sıvının fazla bulunması yüksek tansiyon, nefes darlığı, ödem ve kilo artışına sebep olur. Fazla tuzlu yiyen kişi susar ve çok su içer. Çok su kilo artışını sağlar. 1 su bardağı su 160 gram’dır. İki su bardağı su içtiği zaman ortalama yarım kilo alınır.

Sıvı kontrolü için
1- Sofra tuzu ve sodyumlu yiyeceklerden sakının,
2- Susuzluğunuzu giderecek kadar için,
3- Limon dilimleri ve çiklet ile ağzınızı nemlendirin,
4- Ağzınızı soğuk sıvılarla çalkalayın fakat içmeyin.

DİYET ÖRNEKLERİ

1- Kronik böbrek hastalarında uygulanan diyet

40 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET
(1500 kalori, 1400 mg Potasyum, 600 mg Fosfor, 300 mg Sodyum)
Günlük Yiyecek Miktar (gram) Ölçü
Süt veya yoğurt 200 2 çay bardağı
Yumurta 50 1 adet
Et-Tavuk-Balık 90 3 köfte kadar
Ekmek 125 5 ince dilim
Sebze – 2 porsiyon
Meyva – 2 porsiyon
Yağ 20 2 yemek kaşığı
Bal veya reçel 20 2 tatlı kaşığı

40 GRAM PROTEİNLİ DİYETTE
ÖRNEK YEMEK LİSTESİ
SABAH :
Çay veya ıhlamur(Şekerli)
1 adet yumurta veya 1 kibrit kutusu kadar tuzsuz peynir
2 tatlı kaşığı bal veya reçel
1 tatlı kaşığı tuzsuz yağ
1 ince dilim ekmek

ARA ÖĞÜN : 1 porsiyon meyva

ÖĞLE :
2 adet ızgara köfte veya aynı miktar et, tavuk
2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği
1 çay bardağı yoğurt
2 yemek kaşığı pirinç pilavı
1 kase nişasta peltesi

ARA ÖĞUN : 1 porsiyon meyva

AKŞAM :
30 gram 1 küçük parça haşlama et
2 yemek kaşığı makarna
2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği
1 ince dilim ekmek
GECE 1 çay bardağı süt (Şekerli)

2- Hemodiyaliz hastalarında uygulanan diyet

60 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET
Günlük Yiyecek Miktar (gram) Ölçü
Süt veya yoğurt 300 3 çay bardağı
Tuzsuz peynir 30 1 kibit kutusu kadar
Yumurta 50 1 adet
Et-Tavuk-Balık 120 4 köfte
Ekmek 150 6 ince dilim
Sebze – 2 porsiyon
Meyve – 2 porsiyon
Yağ 20 2 yemek kaşığı
Bal veya Reçel 20 2 tatlı kaşığı

NOT
1- Kalorinizi yükseltmek için çay, ıhlamur, et suları, tuzsuz yağ, nişasta, şeker, sade akide şekeri, pişmaniye, sade lokum yiyebilirsiniz.
2- Sebzeleri yıkadıktan sonra küçük parçalara bölüp haşlayın, haşladığınız bu suyu dökün, yağ istenirse et ilavesi ile pişirin. Yemeklerin suyunu yemekten kaçının.
3- 1 yumurta 1 köfte kadar (30 gr ) et aynı değerdedir. İstenirse birinden biri yenebilir.
4- 1 köfte kadar (30 gr) et yerine 3 yemek kaşığı kuru fasulye, nohut, kara bakla, barbunya, mercimekten birini yiyebilirsiniz.
5- Etlerden koyun etini ve tavuk beyaz etini ve balığı tercih ediniz.
6- Bitkisel sıvı yağlar ve zeytinyağı kullanınız.
7- 5 öğünde az az, sık sık besleniniz. Yemeklerinizi yavaş yiyiniz.

YENİLMEMESİ GEREKEN YİYECEKLER
1- Önerilenden fazla süt, yumurta, et, balık, dil ve işkembe (işkembeyi 10 günde bir yiyebilirsiniz).
2- İçeriği bilinmeyen çörek, kek, kurabiye, pastalar
3- Konserve, turşu, salamuralar, sucuk, pastırma, sosis, salam, sakatatlardan karaciğer, beyin, böbrek, dalak, yürek.
4- Çikolata, kuruyemişler, meşrubatlar, boza, kahve, kakao, neskafe
5- Tahin helva, tahin, pekmez
6- Bulgur
?- Pancar, bakla, ıspanak, pazı tatlı kabağı,. mantar, enginar, asma yaprağı,karalahana
8- Muz, kavun
9- Tuz ve tuzlu yiyecekler, kabartma tozu, et suyu tabletleri

ÖNERİLER
Dışarıda Yemek Yerken,
1- Özel diyet uyguladığınızı her zaman belirtiniz
2- Günlük et gereksinmenize göre etinizin miktarını ayarlayın. İsteyeceğiniz et salçasız veya haşlanmış tavuk, hindi ızgara et, biftek hamburger olabilir.
3- Yiyebileceğiniz miktarda sebze veya salata isteyiniz. Salatalarınızı sirke ve yağ ile lezzetlendiriniz.
4- Kızarmış ağır hamur tatlılarından kaçınınız. Müsaade edilen meyveler, sütlü tatlılar, dondurma yenebilir.
5- Şerbet, buzlu meyve suları, jöleler, kahve ve çay günlük sıvı ihtiyacınıza göre alınabilir.
6- Haftada 1-2 kez birer duble alınan alkolün böbreğe fazla zararlı etkisi yoktur. Aşırı alkol ülserli hastalarda kanama riskinin artmasına, terlemeyi artırarak idrar miktarının azalmasına, tansiyonun yükselmesine sebep olabilir.
7- Sigaranın akciğerlerde, damar sistemi ve ülserde olumsuz etkileri vardır. İçilmemesi önerilir.

Besinler Hakkında Genel Bilgiler
Canlılar hayatlarını sürdürebilmek için değişik besinleri uygun miktarlarda almak zorundadır. Alınan bu gıdalarla, organların çalışabilmesi için gerekli enerji elde edilir, büyüme ve gelişme sağlanır, iç ve dış ortamdan gelen zararlı etkilere karşı vücut kendini savunabilir.

Beslenme yetersizliği veya dengesizliği bazı hastalıkların ortaya çıkmasına yol açar. Örnek olarak, fazla miktarda hamur işi ve tatlı yiyen ve yeterince hareket etmeyenlerde şişmanlık, çok fazla miktarda tuz alanlarda, eğer eğilim varsa, tansiyon yüksekliği, hayvansal kaynaklı yağları çok yiyenlerde de damar sertliği gelişebilir.

Ancak, sayılan gıdaların gereğinden az miktarda alınması da beslenme yetersizliği ile sonuçlanır. O nedenle, sağlıklı ve yeterli miktarda beslenebilmek için kişilerin besinler ve beslenme şekli hakkında bazı temel bilgilere ihtiyacı vardır.

KALORİ

Beslenmenin önde gelen amaçlarından biri, gün boyunca harcadığımız enerjiyi sağlamaktır. Bu enerji, aşağıda anlatılacak olan değişik yiyecek gruplarının vücutta yakılması ile elde edilir. Besinlerin yakılması ile açığa çıkan ve vücutta kullanılan enerji miktarı “kalori” sözcüğü ile ifade edilir.

Kalori nedir: “Kalori” enerji veya ısı birimi olarak kullanılan bir terimdir. Günlük uygulamada vücudun aldığı ve harcadığı enerji veya “yakıt miktarı” olarak da açıklanabilir.

Değişik yapıdaki yiyeceklerin vücutta yakılması ile farklı miktarlarda kalori (veya enerji) elde edilir. Örneğin, l gram yağın yakılması ile 9 kalori, l gram karbonhidratın yakılması ile 4 kalori ve l gram proteinin yakılması ile yine 4 kalori açığa çıkar. Organlar görevlerini yerine getirebilmek için bu enerjiyi kullanırlar. Alınan kalori miktarı harcanandan fazla ise kilo alınır; harcanan kalori alınandan fazla ise kilo verilir.

İnsan istirahat halinde iken, saat başına her kilo için yaklaşık olarak l kalori sarfeder. Yani, şahsın kilosu 24 (saat) ile çarpılırsa bir günde kullanılan kalori miktarı bulunur. Örneğin 70 kg ağırlığındaki bir kişi (70 (kg) x 24 (saat)= l 680 (kalori)} harcar. Günlük normal hareketler (konuşmak, okumak, yazmak, kısa mesafeli yürüyüşler vb.) ortalama 500-600 kalorilik ek bir harcamaya neden olur. Böylece, fazladan egzersiz yapmayan 70 kiloluk bir şahıs normal tempolu bir çalışma ile, bir günde yaklaşık 2200 (1680 + 500=2180) kalori sarfeder. Bu kişinin haftada yarım kilo verebilmesi için her gün 500 kalorilik az gıda alması veya 2200 kalorilik gıda aldığı halde her gün fazladan 500 kalori harcayacak ilave egzersiz yapması gerekecektir, (l saatlik tempolu yürüyüş yaklaşık 400-500 kalori harcanmasına neden olur). Kilo verebilmek için yapılacak şey, bir yandan alınan kalori miktarını azaltmak, bir yandan da kullanılan kalori miktarını artırmaktır.

Vücudumuz gereksinimi olan kaloriyi yenilen değişik yapıdaki besinlerden sağlar.

DEĞİŞİK BESİN GRUPLARI, SU, TUZ, VİTAMİN VE MİNERALLER

Yediğimiz bitkisel ve hayvansal kaynaklı besinlerin kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Aşağıda, değişik besin grupları hakkında özet bilgiler verilmiştir:

PROTEİNLER:

Büyüme ve gelişmenin sağlanması, dokuların onarımı ve vücut savunması için en önemli olan besin türüdür. Kısmen de vücuda enerji sağlamak için kullanılır. Proteinler aminoasit adı verilen küçük ünitelerin vücudumuzda biraraya getirilmesinden oluşur. Bu aminoasitlerden bazıları vücut tarafından yapıldığı halde diğer bazıları vücutta yapılamaz ve mutlaka dışarıdan, hayvansal gıdalardan, alınmaları gereklidir. Mutlaka dışarıdan alınması lazım gelen bu tür aminoasitlere esansiyel (temel) aminoasitler adı verilir.

Bir protein kaynağı esansiyel aminoasit yönünden ne kadar zenginse, o kadar değerlidir. Bu bakımdan en değerli gıda yumurtadır. Süt, peynir ve diğer hayvansal besinler de esansiyel aminoasitlerden zengindir. Öte yandan, başta kurubaklagiller (fasulye, bakla, nohut vb.) olmak üzere, buğday, patates, pirinç gibi bazı bitkisel besinlerde de protein vardır. Ancak, bitkisel proteinler fazla miktarda esansiyel aminoasit içermediği için, hayvansal proteinler kadar yararlı değildir.

Değişik kaynaklardan alınan aminoasitler vücutta bir araya getirilir ve o andaki ihtiyaca göre farklı türlerde proteinler yapılır. Daha sonra bu protein er yukarıda sözü edilen görevler için kullanılır.

Proteinler vücutta değişik görevler için kullanıldıktan sonra yıkılır. Yıkılma sonucunda protein yıkım ürünü olan üre, ürik asit, kreatinin adı verilen maddeler açığa çıkar. Bu maddeler vücut için zararlıdır ve sağlıklı kişilerde böbrekler tarafından idrarla dışarı atılır. Böbrek yetersizliği varsa söz konusu maddeler dışarı atılamaz ve kanda birikir; buna bağlı olarak da bazı hastalık belirtileri ortaya çıkar. Bu belirtilerin hepsine birden, kısaca, ÜREMİ denir.

Yağların ve karbonhidratların yıkılması ile sayılan zararlı maddeler meydana gelmez.

İyi beslenmiş sağlıklı bir erişkinin vücudunda yaklaşık l l kg kadar protein vardır. Kişi yeterli miktarda besin ve kalori alamaz ise, vücut enerji ihtiyacını karşılamak için karaciğer, kas ve kalpteki proteinleri yıkar, böylece ileri derecede zayıflık ve kuvvetsizlik ortaya çıkar.

Sağlıklı bir erişkinin bir günde alması gerekli protein miktarı yaklaşık olarak kg başına l gr (örneğin, 70 kg’lık bir şahıs için 70 gr dolayında protein) kadardır. Bu miktar, karışık (hem bitkisel, hem de hayvansal proteinlerin alındığı) beslenme türü için geçerlidir. Eğer kişi sadece hayvansal protein alıyorsa, kg başına 0.75 gr. protein de vücut ihtiyacını karşılayabilir. Böbrek yetersizliği varsa bu miktarda proteinin yıkımı ile açığa çıkan üre, kreatinin gibi maddelerin temizlenmesi güç olur ve vücutta yukarıda sayılan zararı maddeler birikir. O nedenle böbrek hastalarında bir günde verilen protein miktarı toplam 30 – 40 gr’a (kg başına yaklaşık 0.5 – 0.7 gr’a) kadar indirilir.

Değişik türdeki etlerde (tavuk, balık, kırmızı et) ve peynirlerde yaklaşık %20 oranında protein vardır. Yani, kişinin 20 gr. protein alması için, yağsız ve kemiksiz 100 gr. et veya peynir yemesi gerekecektir.
KARBONHİDRATLAR:

Karbonhidratlar vücuda enerji sağlamak için kullanılır. Bitkisel gıdalarda fazla miktarda bulunur ve sebze ya da meyvelerin yenilmesi ile vücuda alınır. Ekmek, makarna, bisküvi, şeker, pirinç, patates, fasulye gibi tahıllar, sebze ve meyveler yanında süt ve yoğurt da önemli karbonhidrat kaynaklarıdır. Taneli sebzelerde genel olarak daha fazla karbonhidrat vardır. Bu tür gıdalar ülkemizde çok tüketilmektedir.

Karbonhidratların temelini oluşturan bitkisel gıdalarda fazla miktarda lif de vardır. Bu lifler kabızlığı, kalın barsak tümörlerini ve kan yağlarının yükselmesini önler; dolayısı ile çok yararlıdır. O nedenle sebze ve meyvelerin bol miktarda yenilmesi sağlıklı bir beslenme şeklidir. Yine aynı nedenle meyve suyu içmek yerine, meyvenin kendisinin yenilmesi daha yararlıdır. Kepekli ekmek yemek de değişik hazım bozuklukları için yararlı olur.

Tüketilen enerjinin %55 ile %70′i karbonhidratlardan sağlanır. Gereğinden fazla alınan karbonhidratlar vücudumuzda yağa dönüştürülür ve o şekilde depolanır; böylece de şişmanlığa neden olur.

Yoğun bir karbonhidrat kaynağı olan şekerin ve çok tatlı yiyeceklerin fazlaca alınması diş çürümelerine, damar sertliğine ve şişmanlığa yol açar. Bu tür besinler sağlıksızdır, tatlı gıdaları fazla miktarda yemekten kaçınmalıdır.

Bir günde alman karbonhidrat miktarı ortalama olarak 300-350 gr’dır.

Yapay Tadlandırıcılar

Fazla kalori alımı ve şişmanlığı önlemek için, şeker yerine değişik tadlandırıcıjar (sakkarin ve benzer eri) yaygın olarak kullanılmaktadır. Kullanılacak yapay tadlandırıcının türü için beslenme uzmanınıza veya doktorunuza danışınız; çünkü yapay tadlandırıcılarm cinsine göre günlük kullanılacak miktarları farklı olabilir.

Yapay tadlandırıcılar enerji içermeyen ve içerenler olarak ikiye ayrılır.

A. Enerji içermeyenler:

1. Aspartam (Piyasa adı: Sanpa, Diyet-tat, Nutra-tat, Canderel, Sucridin) ve

2. Sakkarin (Piyasa adı: Sakkarin, Hermesetas) adlı maddelerdir.

Bazı tadlandırıcılar sakkarin yanında siklamat adı verilen bir diğer tadlandırıcıyı da içerir (Piyasa adı: Dulcaryl, Hermestaryl).

Bu maddelerin çok fazla miktarda alınması durumunda mesane kanseri yapabileceği konusunda şüpheler vardır; ancak bir günde kg başına 40 mg (yani tatlandırıcının içerdiği maddeye göre 50 – 100 tablet) aspartam hiç bir riske yol açmadan rahatlıkla alınabilir.

B. Enerji içerenler:

Fruktoz, sorbitol, mannitol, ksilitol gibi maddelerdir. Bu maddeler tablet olarak satılmaz ancak bazı diyet reçel ve tatlılarının yapılmasında kullanılır.

Diyet ürünü satın alırken etiketinde neleri içerdiğini mutlaka okuyunuz.

YAĞLAR:

Yağlar yoğun şekilde enerji sağlayan maddelerdir. Tıbbi ve kimyasal yönden çok değişik yağlar vardır. Ama, günlük kullanımda yağ dediğimiz zaman tereyağı, margarin, sıvı bitkisel yağlar, ette, tavukta diğer kümes hayvanlarında ve balıkta bulunan yağlar kastedilir.

Yağ alınmasının asıl amacı vücuda enerji temin etmektir. Diyetin özelliğine göre, aldığımız kalorinin %20 ile %45 kadarı yağlardan sağlanır. Ayrıca, A, D, E, K vitamini gibi yağda eriyen vitaminler de bu besinlerle birlikte emilir. Yağlar midenin boşalmasını geciktirir, doyma duygusunu oluşturur. Tam yağsız bir diyetle doyma hissinin sağlanması çok güçtür.

Yağlar vücutta deri altında, karın zarında, kas lifleri arasında ve böbrekler ile yumurtalıklar çevresinde depolanır. 60 kg’lık bir insanda yaklaşık 9 kg kadar yağ deposu vardır. Şişmanlık yağ depolarının artması sonucunda ortaya çıkar.

Bu değerler yiyeceklerin içerdiği yağ ve dolayısı ile kalori miktarını belirtmek açısından önemlidir. Söz konusu gıdaların fazla alınması şişmanlamaya yol açar.

Hekiminizden zaman zaman “doymuş yağlar” ve “doymamış yağlar” sözlerini de işitebilirsiniz. Doymamış yağ terimi ile sıvı bitkisel yağlar (örneğin ayçiçeği yağı, soya fasulyesi yağı, mısırözü yağı) kastedilir. Bu tür yağların alınması sağlıklıdır. Doymuş yağ terimi ile de katı hayvansa yağlar (örneğin tereyağı, içyağı) kastedilir. Bu tür yağların alınması pek çok hastalığa zemin hazırlar.

Bir günde alınan yağ miktarı beslenme şekline göre, ülkeler ve bölgeler arasında büyük farklar gösterir. Sağlıklı bir erişkin günde yaklaşık 60 gr kadar yağ alır. Yemek alışkanlıklarına ve ailenin ekonomik durumuna göre değişmek üzere, bu yağın bir kısmı,et, tavuk, balık, yumurta, süt ve süt ürünlerinden, kalan kısmı ise bitkisel yağlardan elde edilir.

Yağların kendi içinde pek çok alt grubu vardır. Bunlar içinde adı en fazla geçeni ve toplum sağlığı açısından önem taşıyanı kolesteroldür.

Kolesterol:

Vücudumuzda çok önemli görevleri olan bir maddedir. Bir kısmı karaciğerde yapılır, diğer kısmı ise yiyecekler ile alınır. Kan kolesterol düzeyi belirli bir miktarı aşınca damar sertliği, kalp krizi ve beyin inmeleri için önemli risk faktörü oluşturur. Kan kolesterolünün %200 mg’m altında olması lazımdır. Bu miktar 250 mg’m üzerine çıkarsa zararlı etkiler için risk başlar.

Günlük konuşmalarda zaman zaman “iyi kolesterol”, “kötü kolesterol” sözlerini de duyabilirsiniz. Bu terimlerdeki “iyilik” ve “kötülük” bizzat kolesterolle ilgili değil, ancak kolesterolü kanda taşıyan bazı proteinlerin düzeyi ile ilgilidir. Kolesterol taşıyan bu proteinlerin bir bölümünün (iyi kolesterol = HDL) artması damar kireçlenmesi riskini azaltır, diğer bölümlerin (kötü kolesterol = LDL, VLDL) artması ile ise damar kireçlenmesi riski artar.

Total Kolesterol
200′den az olmalı = HDL
35′den fazla olmalı + LDL
130′dan az olmalı + VLDL
30′dan az olmalı

Kolesterol niçin yükselir?

Kan kolesterolünün yükselmesine değişik faktörler etki eder:

1. Ailevi faktörler: Bazı ailelerin çoğu fertlerinde kan kolesterolü yüksektir.

2. Yaş ve cinsiyet: Erkek ve kadınlarda 20 yaşından itibaren kolesterol düzeyi artmaya başlar. Menopoz öncesinde kadınlarda kolesterol daha düşük olduğu halde, menopoz sonrasında erkeklerden bile daha yüksek düzeylere tırmanır.

3. Kilo durumu: Şişmanlarda kolesterol düzeyi daha yüksektir.

4. Diyet: Fazla yağlı ve kolesterol içeren gıdalarla beslenenlerde kan kolesterolü daha yüksektir.

Alınan kolesterol miktarını olabildiğince azaltmak için, yemeklerde ve öğünlerde yağ kullanılacağı zaman zeytin yağı, mısırözü yağı, ayçiçek yağı gibi bitkisel sıvı yağlar seçilmelidir. Katı yağ kullanmak zorunluluğunda iseniz doymamış yağ asidi içeriği yüksek olan yumuşak margarinleri (Becel, Rama, vb) tercih ediniz.

Kolesterol sadece hayvansal kaynaklı besinlerde bulunur; bitkisel gıdalarda bulunmaz.

Yumurta sarısı kolesterol yönünden en zengin kaynaktır.

Bir günde alınan kolesterol miktarı 300 mg’dan daha az olmalıdır. Bu amaçla;

* Balık ve tavuğun beyaz etini, kırmızı ete tercih ediniz.

* Etli yemeklere ayrıca yağ eklememeye özen gösteriniz. Yemeklerde yağ kullanacağınız zaman zeytinyağı, mısırözü yağı, ayçiçek yağı gibi sıvı bitkisel yağları seçiniz.

* Katı yağ kullanmak zorunluluğunda iseniz yumuşak margarinleri (buzdolabında serteşmeden yumuşak kalanları) kullanınız.

* Haftada bir veya en çok ikiden fazla yumurta yemeyiniz.

* Organ etlerini (Sakatatlar: karaciğer, beyin, böbrek, dalak, dil, yürek, işkembe) çok seyrek (ancak 2-3 ayda l kez) yiyiniz.

* Sucuk, salam, sosis, pastırma gibi yiyeceklerden ve hazır gıdalardan kaçınınız.

* Süt ve süt ürünlerini (peynir, yoğurt, ayran) vb. tüketirken yağsız olanlarını tercih ediniz; dondurmayı çok seyrek olarak yiyiniz.

* Sigara içmeyiniz.

* Beyaz ekmek yerine kepekli ekmeği tercih ediniz.

* Kabukları ile yenebilen sebze ve meyveleri, kabuklarını soymadan yemeyi tercih ediniz.

* Ayak üzeri yenen hamburger, pizza, dönerli sandviç vb. yiyecekleri (fast food) olabildiğince az yiyiniz, bu yiyeceklerin hepsinde kolesterol oranı yüksektir; Bunlar yerine sebze yemeklerini veya ızgara yağsız etleri seçiniz.

Diyetin posa içeriğini arttırdı iseniz mutlaka günde 6-8 bardak sıvı içiniz.

Düşük kolesterollü bir diyete başladıktan 2 ile 3 hafta sonra kan kolesterolü de azalmaya başlar.

Kan kolesterol düzeyini azaltmanın en etkili yollarından biri de düzenli egzersiz yapmaktır.

Yorum Yaz